6 Kasım 2010 Cumartesi

istiridye şehir: dubrovnik


Eski Şehirdeki kale duvarlarının dışı


Dubrovnik bence bir istiridyeye benziyor. Tüm şehri kuşatan kale duvarları istiridyenin kabuğu, kale duvarlarının içi "old city" incinin ta kendisi. Kale duvarlarının her noktası denize değdiği için Dubrovnik tam bir istiridye. Bu kadar küçük bir şehirde aynı anda çok farklı atmosferlerde gezinmek mümkün.




Kale duvarlarıyla çevrili liman
Tarihi dokuyu yaşamak için sabah kale duvarlarının içinden girip akşama kadar tamamen yayalara ayrılmış bu alanda taş binalara dokunup, dapdaracık merdiven sokaklarda muhteşem perspektifler yakalayabiliyorsunuz. Denizle kucaklaşmak isterseniz de neredeyse tamamı denize sıfır otellerde bu keyfi yaşabiliyorsunuz.

Nasıl gidilir Dubrovnik'e?
Dubrovnik'e gitmek için vizeye ihtiyaç duymuyorsunuz. Tarihi dokusu çok güzel. Ancak malesef direk uçakla gidilemiyor. İstanbul'dan gitmek için iki seçeneğiniz var. Saraybosna'ya ya da Zagreb'e uçmak. Biz Zagreb şıkkını eledik, çünkü Zagreb-Dubrovnik arası (572 km) otobüs saatleri bize uymadı. Ayrıca İstanbul-Zagreb uçak bileti fiyatı Saraybosna'ya göre oldukça yüksekti. Saraybosna'ya uçtuk, ardından da Saraybosna'dan şehirlerarası otobüse binerek Dubrovnik'e gittik. Uçuş yaklaşık 2 saat sürüyor. THY'nin her gün seferi var ve eğer önümüzdeki kurban bayramı tatiliniz için gitmeyi düşünüyorsanız uçak fiyatları gidiş gönüş kişi başı yaklaşık 850 TL. Saraybosna'dan Dubrovnik'e otobüsle ulaşmak yaklaşık 5 saat sürüyor.  Fiyatı ise yaklaşık 20 euro. Bu otobüs yolculuğunu bir eziyetmiş gibi düşünmeyin. Sağlı sollu ağaçların çevrelediği, yol boyu değişik nehirlerin size eşlik ettiği ve en önemlisi ise yol çok düzgün olduğundan hiç sarsılmadığınız bir yolculuk bu. Manzara muhteşem, mola verilen yerler çok güzel.

Otobüslerde çok komik bir uygulama var. Bagajınız için şoföre bilet parası dışında bir para ödüyorsunuz. Öyle fiks bir meblağ yok, bahşiş gibi düşünülüyor sanırım, yaklaşık 2 TL gibi birşey ödedik. Aynı parayı Dubrovnik'teki otelden ayrılırken taksici istedi, ona da 5 TL civarı birşey verdik. Taksi tarifesinde ayrıca bagaj ücreti diye bir fiyat vardı hatta.

Pile Kapısı'ndan Old City'e giriş
Dubrovnik'te nerede kalınır?
Dubrovnik'te konaklama ile ilgili hiçbir endişeniz olmasın. Her türden, her bütçeye hitap eden konaklama seçenekleri ile dolu bir şehir. Ev pansiyoncuğu son derece yaygın ve gelişmiş. Tüm binalarda "sobe" yazıyor, bu da kiralık oda demek. Saraybosna'dan otobüsle Dubrovnik terminaline vardığımızda etrafımızı kuşatan 5-6 tombik teyze "sobe" nidalarıyla bağırınca saklambaç oynuyoruz sandım, meğersem kalacak yer olduğunu anlatmaya çalışıyorlarmış.

Biz ise deniz kenarında 5 yıldızlı bir otele rezervasyon yaptırmıştık. Sonradan pişman olduk tabi. Çünkü eski şehirin içinde yüzlerce pansiyon var, böylece hem tarihi bir dokuda kalmış olurduk, hem de ulaşımla uğraşmazdık.

Dubrovnik'i deniz mevsiminde ziyaret etmeyi düşünüyorsanız yarımadanın irili ufaklı koylarına konuşlanmış bir çok otel var. Gayet kaliteli olan bu otellerin hepsinde plaj var. Ama eğer deniz mevsimi dışında gidiyorsanız konaklama için şehir içindeki pansiyonlar tercih edilebilir. Hatta hiç plan yapmadan kendinizi akışa bırakın, tombik teyzeler sizi bulur ve pansiyonlarına götürür :)

Pile Kapısı'nın dışardan görünüşü
Nereleri gezelim?

Şehrin her noktası ayrı sırlar barındırıyor. Ama öncelikle "old city" den başlamakta yarar var. Old city'nin her tarafı kale duvarlarıyla çevrili. Dört farklı kapısı var. Araç trafiğine tamamen kapalı bir alan. Taş binalar çok iyi korunmuş durumda sanıyorduk. Ta ki Kalenin girişinde alttaki tabelayı görene kadar. Tabela üzerindeki siyah noktalar Bosna Savaşı sırasında zarar gören binaları işaret ediyor. Neredeyse Old City'nin tamamı hasar görmüş. Savaş sonrası restorasyonla aslına uygun olarak tüm binalar onarılmış. Ancak bazı dini yapılarda restorasyon faaliyetleri hala sürüyordu.

Savaşta zarar gören binaların haritası
Büyük kapılardan şehrin içine girip orada dolaşabilirsiniz. Eğer şehre kuşbakışı bakmak isterseniz de kale duvarlarının üzerinde yürünebiliyor, ancak bu gezinti bilete tabi, fiyatı ise yaklaşık 10 euro. Biz bu turu yapmadık, onun yerine şehir içindeki tüm sokaklara daldık.

En önemli kapı "Pile Gate", çünkü tüm şehiriçi otobüslerin son durağı burası. Herhangi bir koyda kaldığınızda mutlaka otelinizin önünden geçen bir belediye otobüsü oluyor. Biletler günlük olarak satılıyor.




Çan kulesi'nin gece görünümü
Pile Gate'den "old city" e girdiğinizde zemindeki parlak taşlar, sağınızda solunuzda yükselen taş binalar tarihin derinliklerine taşıyor ruhunuzu. Bu caddenin adı Stradun. Dubrovnik'in en geniş caddesi. Sağda solda çeşitli hediyelik eşya dükkanları var. Bir çok cafe ve restoran da yol boyu dizilmiş. Tam karşıda tüm heybetiyle çan kulesi var.

Çan kulesinin önünde "Onafrio'nun çeşmesi" var. Çeşmenin sağında ise St. Bloise Kilisesi yer alıyor.







Yerel kıyafetleriyle Hırvat gençlerinin folklor oyunları
Stradun'da gezdiğimiz gün Hırvatların ulusal günüydü ve bu kilisenin önünde yerel danslarını yaptılar. Folklorun her türlüsünü çok severim, ama bizim oyunlarımızdan sonra çok yavan geldi bana. Gene de yerel giysilerini görmek keyifliydi. Kiliseyi sağınızda bıraktığınızda solda "Rektörün Sarayı" var.





Limandan Dubrovnik tepelerine bakış
"Old City" içinde gezinirken iki tür ara sokakla karşılaşacaksınız. İlki dar merdivenlerden oluşan sokaklar ve üzerindeki irili ufaklı apartmanlar. Diğeri ise tarihi surların denize sıfır olduğu noktalardaki kaçış sokakları.




Dar ve karanlık sokakta ilerlerken bir anda kendinizi limanda buluyorsunuz. Arkanızı kale duvarlarını vererek denizin tadını çıkarabiliyorsunuz.



Meydandaki pazar lavanta tezgahları ile dolu
Rektörün Sarayı'nı geride bırakıp sağa doğru döndüğünüzde yeni bir meydan selamlıyor sizi. Burada gündüz pazar tezgahları açılıyor. Tezgahlarda bol bol lavanta ürünü var. Çok renkli bir pazar değil belki. Bizim pazarlarla karşılaştırınca tabi ki :)






Dar merdivenli sokaklar



Dar merdivenli sokaklarda oturup öğle sandviçlerimizi yerken zaman hiç geçmesin istedik. Bir çok pansiyon, camlar arası sallanan çamaşırlar, inceden sızan güneş ışığı bizi oldukça cezbetti.









Jesuit Kilisesi'ne çıkan merdivenler



Pazar yerini geçtikten sonra yine merdivenleri tırmanıyoruz. Çok heybetli bir kilise ile karşılaşıyoruz: Jesuit Kilise ve Manastırı. Merdivenlerinde oturup pazar yerini üstten izledik.













Pazar meydanına merdivenlerden bakış


Bu arada bulduğumuz tüm ara sokaklara girdik. Yeme içme mekanlarını teftiş ettik. Ara sokaklarda bol bol hediyelik eşya dükkanı var. Buralarda çok özel parçalar var. Ama genelinde Türkiye'nin tüm tatil yerlerinde göreceğiniz ürünlerin aynılarından ama üstlerinde "Dubrovnik" yazanlarından var. Çok orjinal tişörtler var. Genel olarak hediyeliklerin fiyatları turistik seviyede.






Gece "Old City" bir başka güzel oluyor. Işıl ışıl eski taş binaların yine taş kaplı olan sokaklara yansıması enfes manzaralar çıkarıyor. Loş ışık ve eski dokuda masalarını sokaklara atmış bir çok restorandan birinde yemek yemek de çok keyifli.

Gece Stradun Caddesi'nin görünümü
Ne yiyelim?

Adriyatik kıyısında olduğumuz için İtalyan mutfağındaki herşeyden Dubrovnik'te bol miktarda var. Büyük pizzalar, makarnalar... Biz daha yöresel şeyler tatmak istiyorduk ama pek başarılı olamadık. Onun yerine "Taj Mahal" isimli Boşnak lokantasına yerleştik. Saraybosna Notları'nda bahsettiğim "çevapi" yi önce burada tattık. tabi ki Saraybosna'daki daha iyiydi. Ayrıca enfes bir peynir tabağı tattık. Aslında bizim mutfak kültürümüze göre çok az çeşit var. Biz sadece peynirlerden masa boyunca bir sofra kurabiliriz. Burada da bizim eski kaşara benzemeyen bir kaşar, az yağlı beyaz peynir, otlu peynir ve kurutulmuş etten oluşan bir tabak sundular.

Taj Mahal'de yediğimiz peynir tabağı
Bir başka akşam yemeğimizde de pizzayı tercih ettik. Turistik bir şehir olduğu için adım başı turistik broşür ve rehber var. Elimizdeki "en iyi yeme içme mekanları" na ilişkin broşürden gözümüze kestirdiğimiz bir pizzacıya gittik. Dondurmaları da İtalyan etkisi ile olsa gerek boş çeşitli ve çok lezzetli. Yemek fiyatları çok pahalı değil, çok ucuz da değil. İki kişinin doyacağı bir pizzaya 15-20 TL ödeniyor. Öğle yemeklerinde sandviçler yemeyi tercih ettik. Her yerde (Saraybosna dahil) şubesi olan Konzum'lar hem içecek hem de yiyecek açısından kurtarıcımız oldu. Bizdeki mahalle arası Dia ve Şok'lara benzeyen dizaynıyla taze ve sağlıklı öğle yemekleri yedik.



Hangi para ile gitmeliyiz?

Dubrovnik'te Hırvat para birimi "kuna" geçerli. Ama her yerde euro'yu kunaya çeviren ofisler var. Bizdeki virgül sonrası küsurat bu memlekette yok. Çok net bir şekilde 7 ila 7,5 Kuna 1 Euro ediyor! 1 Türk Lirası 3-3,5 Kuna'ya denk geliyor. Tüm restoranlarda fiyatlar Euro olarak da yazıyor. Dükkanlarda Kuna geçerli ama. Yine de çok karmaşık bir hesap değil. Buradan giderken yanınızda Euro bulundurmak yeterli. Hem Bosna'da hem Hırvatistan'da çok rahat Euro harcanabiliyor.

Sonuç olarak;
Dubrovnik'le ilgili anlatacak çok şey var. Ama en güzeli oraları görerek yaşamak. Dubrovnik fotoğraflarımızla bu yazıyı noktalıyorum, masalın anlatamadığım bölümlerini de bir gün oraya gittiğinizde yaşarsınız umarım.

Stradun'a açılan ara sokaklardan biri.
Bir başka ara sokak ve klima üniteleri

Merdivenli sokakta eşime poz verirken

Limandaki dalgakıranda kırmızı fener ve banklar
 
Tepeden kale duvarlarına bakış
Gün batarken liman ve evler

5 yorum:

  1. Çok hoş bir yazı olmuş. Evliya Çelebi'yi seyahatleri sırasından Dubrovnik'e uğrar; ama şehrin içine almazlar. Sebebi o sıralar salgın bir hastalık vardır (yanlış hatırlamıyorsam veba) şehrin dışındaki tüm insanlar önce karantina odasında bekletilir. Evliya Çelebi burada vakit kaybedemem der ve Dubrovnik'i görmeden ayrılır. Aynı zamanda Dubrovnik Osmanlı Devletine liman şehirliği de yapmıştır. Güzel bir yer tercih etmişsiniz :))

    YanıtlayınSil
  2. Çok teşekkürler vakit ayırıp okuduğunuz için :)

    YanıtlayınSil
  3. İlk fırsatta gidip görmek istediğim bir kaç yerden biri Dubrovnik. Geç bile kaldığımı düşünüyorum. Özellikle bu yazınızı okuduktan sonra. Bu güzel paylaşımlarınız için teşekkürler..

    YanıtlayınSil
  4. Sayin Feyza Zengin Colak;

    Sayfanizda bir e-posta bulamadigim icin buradan yaziyorum.

    Gezinim.com; ekibinin yaşayarak edindiği izlenim ve deneyimleri, henüz gidememiş, görememiş meraklı okurlarla paylaşan online bir içerik sağlayıcıdır. Bir tür güncel seyahatnamedir. Devamlı zenginleşir, gitmeye görmeye değer bulduğu etkinliklerin duyurularını yapar.


    Blog sayfanizda gordugumuz kadariyla siz de bu tarz bir takim yazilar yazmaktasiniz.

    Uygun gorurseniz "gezi notlari" basligi altindaki yazilarinizi Gezinim.com da yayinlamak, sizi de aramizda gormek isteriz.

    Bize gezinim@gmail.com veya
    http://www.gezinim.com/iletisim/

    sayfasi araciligiyla ulasabilirsiniz.

    gorusmek uzere.

    YanıtlayınSil
  5. Gercekten harika gezilecek yöre çevapi yedikten sonra bir duble'de erik rakısını yudumladınmı degme keyfe tavsiye ederim....................

    YanıtlayınSil

Paylaş

print

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...